Nereye gidiyoruz ya Rab?
Reklam
Sadullah Dulkadir

Sadullah Dulkadir

Güncel

Nereye gidiyoruz ya Rab?

08 Ekim 2019 - 21:13 - Güncelleme: 08 Ekim 2019 - 21:20

Geçenlerde ben ve eşim bir yarışma programında 1 milyon değerinde soruyu  beklerken (Yaklaşık yarım saat sürdü) ben vazgeçtim, eşim sabretti ama oda yarışmanın sonunu getiremedi. Derken artık canı sıkılmış olmalı ki; televizyon kanallarını değiştirmeye başladı. Bu arada ben de içeri girdim ve “acaba milyonluk soru yayınlandı mı?” diye sordum. Bu arada kanal değiştirirken başka bir televizyon kanalındaki müzik programında yaşananlar kısa bir süreliğine de olsa dikkatimi çekmeye başladı.  Müzik programıydı ve programda görev alan Jüri, yarışmacılara yalvarır gibi benim sanatçım ol, bana gel diye adeta yalvarırcasına övgüler yağdırıyor ve binbir teklifte bulunuyordu. Dünümüz gençliğinin kendisine taparcasına sevgide bulundukları bu insanların bu kişilere yalvarması hoşlarına gidiyor: Çünkü kişi kendisini oyuncu yerine değilde ancak seyirci yerine koyarak duygudaşlık yapabilir. Bu arada bunların hepsi kurgulanmış, hesaplanmış, çizilmiş oyunlar tabi ki bunu bilen de var bilmeyen de. Aynı durum yemek programları için de geçerli. Hepsi daha önceden senaryosu yazılmış çizilmiş. Herkes rolünü oynayan bir film artisti gibi….

Bu programın da senaryosu önceden yazılmış çizilmiş. Kim nerede espri yapacak, kim nerede kahkaha atacak. Ancak mevzuu bu değil. Onlar rollerini oynuyor. Çok görmüyorum, sonuçta onlar artist.

Benim canımı sıkan şu oldu; Sanatçının özel bir isteği beni tamamen çileden çıkarttı. Neydi o istek? Benim grubuma gel birlikte dövme yapalım. O an sinirlendim. Şeytanın boynuzunu görmüş gibi kızdım o senaryoyu yazan kişiye. Amaç ne? Niçin bu kadar gençliği nefsinin eline bırakmak için çalışıyorsunuz? Peygamber Efendimizin (S.A.S) lanetlediği bir davranışı nasıl böyle basit bir yolla gençlere sevdiriyorsunuz? Nereye gidiyoruz ya Rab?

Soruyorum gençlik Peygamber efendimizin (S.A.S)  lanetlediği bir davranışı yapan cennete girebilir mi? Cevat Akşit  hoca şöyle diyor; “İmamı Şafi Hz. diyor ki; böyle şununla, bununla, ilaçla çıkarılmıyorsa, İmamı Şafi’nin görüşünü söylüyorum içtihadı o kolu kesmek lazım vallahi aynen böyle söylüyor.” İsteyenler internetten araştırıp bulabilir. Ben bu dövmeleri gördükçe üzülüyorum. Bazı gençler ise kendisine yaptıramadıkları için üzülüyor. Sevdikleri şeyleri vücuduna kazıtmak onları mutlu ediyor. Ancak bilmiyorlar ki gerçek mutluluk onları vücuduna kazıtmak değil, kalbine işletmekten geçer.

Anneler babalar ise çocuklarının üzülmemesi için kendisinden temelli kopmaması için izin veriyor.Ama bu metot yanlış. Esas yapılması gereken bu değil. Yol yöntem bu olmamalı. Baskı mı? Şiddet mi? Hayır bu da değil. Peki, ne yapılmalı? Nasıl kurtarılmalı bu gençlik? Cevap basit. İslam yoluna sokarak. Peki nasıl sokacağız? Önce kendimiz girerek eksenimiz Kur’ an ve sünnet olacak. Unutmayın eğer dünya güneş etrafında dolanırken belirlenen yörüngenin dışına çıkarsa yaşam olmaz. Bizler de tıpkı dünya gibi İslam çizgisinde kalmalıyız, bu çizginin dışına çıkarsak halimiz ne olur bilmem. Rabbim yardımcımız olsun. Bize ve evlatlarımıza İslam şuuru versin. Ama dediğim gibi öncelikle İslam’ı yaşamalıyız ki; bizden çıkan İslam kokusu çocuklarımızı etkilemeli ve cennet yoluna sürüklemeli. Biz yapmazsak ne olur? Evlatlarımızı çalarlar, çalarlar da farkına bile varamayız….

Son Yazılar